Antalya Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Duman’ın 2011 yılının önemli konularını değerlendirdiği toplantıda, 2012 yılı projelerini açıkladı. Toplantıya yeni yönetim, denetim kurulu üyeleri ile kadın ve gençlik kolları başkanları katıldı.
Antalya Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Duman toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Derneğimizin yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile kadın ve gençlik kollarını, siz değerli basın mensuplarına tanıtmak, 2011 yılına bizim penceremizden baktığımızda geride neler bıraktığımızı ve 2012 yılında dernek olarak hedeflerimizin yanında ülkemizi yönetenlerden neler beklediğimizi değerlendirmek için biraraya gelmiş bulunuyoruz.
2011 yılında önemsediğimiz ve elzem gördüğümüz meseleleri, terör, demokratikleşme, ekonomi ve komşu ülkelerle ilişkiler olmak üzere 4 ana maddede toplayabiliriz.
Terör, maalesef kanayan bir yaramız ve aynı zamanda da çok yönlü bir sorunumuz. Bu sorun, bir dönem sağ-sol çatışması olarak karşımıza çıktı, kardeş kardeşe kurşun attı. Gençlik meşru zeminlerde fikirleriyle değil silahlarla konuştu. Binlerce gencimizi, Koca Yunus’un ifadesiyle “Gök ekini biçer gibi” toprağa verdik… Maalesef bu nesil fikir dünyaları itibarıyla ülkemizin geleceğini kendilerinde gördükleri ve öyle inandıkları için öldüler… Hepsi de doğru yoldaydılar. Tek yanlışlar fikirleriyle değil silahlarıyla çatışmalarıydı. Dolayısıyla çok sevdikleri ülkelerine de zarar verdiler. Türkiye’yi bölmek, parçalamak ve yıkmak gibi bir niyetleri yoktu.
Bugün ise terörün hedefi, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini, dünya devletler ve milletler arenasında küçük düşürmenin yanında bölmeye ve parçalamaya endekslidir. Maalesef bu terör belasının bir ucu komşu ülkelere, bir ucu da terör baronları dediğimiz hakim devletlere uzanıyor. Oralardan nemalanan bir takım yazar, çizer, siyasetçi ve kendilerini maşa yapmaya hazır insanlar da payandalık yapıyor. Bizler bu insanları tanıyor ve biliyoruz. Bildiğimiz bu insanların çözüm öneri ve yolları Türkiye’yi bölmeye ve parçalamaya yöneliktir. Bizleri yönetenler onların bölücü emellerine alet olmamalıdır. Kökü dışarıda olan bu emellerin neler hedeflediğini başta Fransa olmak üzere birçok ülkede gördük.
Bilindiği üzere, Fransa “Sözde Ermeni Soykırımı”nı inkar eden her kim olursa olsun cezalandırmayı hedefledi. Bu hedef Avrupa’nın birçok ülkesinin ortak hedefidir. Bu noktada en temel yanlışımız “Sözde Ermeni Soykırımı”nı tanıyan devletlerin Ermenilere şirin görünmek ve onların oylarını almak gibi sığ bir düşünceyle bunu yaptıklarını düşünmektir. Bu şekilde düşünmek ve değerlendirmek Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde uluslar arası arenada oynanmak istenen oyunu anlamamak olduğu kadar, bu oyunun bir parçası olmaktır. Ayrıca tarihimizle yüzleşmede hiçbir korkumuz yoktur. Zira, tarihimizin son beşyüz yılına bir göz attığımızda görülür ki, bugün kendi kendilerine üvey evlat rolü biçenler, bugün de dahil olmak üzere devlet yönetiminde ve ticari hayatımızda, devlette Türklerden daha iyi noktada oldular. Bütün bunların ışığında, şunu net bir şekilde ifade etmeliyim ki, dünyanın ırkçı olman tek bir milleti vardır, o da mensubu olmaktan gurur duyduğumuz Yüce Türk Milleti’dir.
Dünyadaki ekonomik krizin bir ucu da bizde… Cari açığımız büyüyor, işsizlik ayrı bir sorun, devasa bir dert… Bizi derinlemesine bekleyen bu krizden çok az bir hasarla çıkacağımıza inancımız tamdır. Bu noktada söyleyebileceğimiz, herkesin ayağını yorganına göre uzatması, sıkıntılara sağduyu ile yaklaşmasıdır. Sağduyulu bir halk ve tek başına bir iktidar bizi bekleyen ekonomik krizlerden az hasarla çıkaracaktır.
Bizler demokrasiyi özümsemiş insanlarız. Türk aile yapısı ve düşünce hayatı buna müsaittir. Bizler, insanların fikirlerini bütün platformlarda açıkça söylemesi ve savunması tarafındayız. Asılsız, mesnetsiz suçlamalarla insanlar tutuklanmamalı, fikirleri ve inançlarından dolayı insanlar horlanmamalı, aşağılanmamalıdır. Kısacası hukuk ve demokrasi konjonktürel olmamalıdır.
Son günlerde kadına şiddet uygulayanlar da, şunu iyi bilmelidir ki, onları doğuran da bir kadındır. Kadınlarımız töreye, şiddete kurban verilmemelidir.
Yörükler Derneği olarak kendi içimizde yeni bir yapılanmaya girdik. Bildiğiniz gibi, Yörükler Derneği kurumsal anlamda kurulmuş Türkiye’nin ilk derneğidir. Bugün Türkiye’de Yörük kültüründen, Türk’ün bu öz kültüründen bahsediliyor ise, bu Antalya’da yakmış olduğumuz “Çoban Ateşi”nin Türkiye’ye yansımasıdır. Antalya her zaman Yörüklerin kültür sevdasına tutulmuş insanlara bir ışık olmuştur. 2012 yılı sadece Yörüklerin değil, Antalya için de bir kültür yılı olacaktır. Bunun için etkin ve etkin olduğu kadar da dinamik bir çalışma grubunun olması gerekiyor. 9 Aralık 2011’de kongremizi yaptık. Yönetim Kurulu arkadaşlarımızı belirlerken “ben yüreğimle bu derneğin hangi kademesi olursa olsun görev yapmayı kendime bir borç sayarım” diyen 13 tane zıpkın gibi gönül eri arkadaşlarımızla seçildik…
3 kişiden oluşan denetim kurulumuz da, çalışmalarımıza yönetim kurulu üyelerimizle birlikte katılıyorlar. Kadın kollarımız 13 kişiden oluşuyor. Kadın eli derneğimizin çehresini değiştirdi, büyük güç kattı. 13 kişilik Gençlik kollarımız da etkin bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. Ayrıca sizlerin de bildiği gibi 120 kişilik işadamlarımızdan oluşan bir de İstişare Kurulumuz var. Her ay düzenli bir şekilde toplanıp güncel değerlendirmeler yapıyoruz. İstişare Kurulu’nun ilk toplantısında şunu söylemiştim: “Antalyadaki Yörükler ayağa kalkarsa, Türkiye’nin bütün köşelerindeki Yörükler ayağa kalkacaktır.” Bugün diğer illerdeki arkadaşlarımız da, bizim yaptığımız gibi veya değişik şekillerde her ay organizasyonlar yapıyorlar.
Bildiğiniz gibi yapımını Kepez Belediyesi’nin üstlendiği bir kültür parkı projemiz vardı. Kepez Belediye Başkanı Sayın Hakan Tütüncü en geç 15 Nisan 2012 de teslim edeceklerini bize bildirdiler. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Ayrıca, Kepez Belediyesi ile birlikte bu sene Nisan ayında temsili bir Yörük göçü yapacağız. Şubat sonu veya Mart ayının başında her yıl geleneksel olarak yaptığımız Yörükler gecesini tekrar düzenleyeceğiz. 6 Mayıs 2012 tarihinde de geleneksel olarak 19. Yörük Şölenini yapacağız.
Derneğimizin bünyesinde Gıda Bankacılığı oluşturuyoruz. Üyelerimizin içerisinde ve bizlere karşı gönül bağı ile bağlı olup da ekonomik sıkıntı çeken insanlarımıza gıda yardımlarında bulunacağız.
Kültür parkımızda, Türkiye’nin bütün renkleri, zenginlikleri temsil edilecek. Bizler ülkemizdeki farklılıkları hep zenginlik gördük, hiç insanımızı kimliğinden, inançlarından ve kültürlerinden dolayı ötelemedik. Bütün bunları yaparken, devlet ve millet bütünlüğünden taviz vermedik.
Bu kadar gönül eri yani bizler bir araya gelip bir güç olalım düşüncesiyle toplanmadık. Böyle bir algılamayı sığ buluyoruz. Arkadaşlarımızın hepsi, geçmişten geleceğe bir kültür elçisi edasıyla bir araya geldi. Arkadaşlarımızın şevki ve çalışma azmi siz degerli basın mensuplarının destekleriyle katlanarak artacaktır. Bizler sizi seviyoruz, zira sizler toplumun gören gözü, duyan kulağısınız.”

Antalya Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin toplantısına Yönetim Kurulu üyeleri; Ahmet Şahin, Ali Dönmez, Celil Kılınç, Hasan Coşan, Hasan Tez, Hasan Tunç, İsmail Kocabıyık, Mahmut Topal, Murat Bal, Özkan Kaştan, Mümin Tez, Süleyman Dingiloğlu, Denetim Kurulu üyeleri Hasan Eroğlu, Hayri Şimşek, Mesut Hekimoğlu, Kadın Kolları Başkanı adına Ümran Akman’ın yanısıra Gençlik Kolları Başkanı Yasin Tunç katıldı.